Diese Webseite nutzt lediglich technisch notwendige Cookies. Weitere Informationen finden Sie im Menü unter [?] [Datenschutz]
Diese Seite gibt es nicht in allen Sprachen.

Farklι anlaşma

resim 'market'

İki yιl önce bir grup ile seyahat için Hindiçin'deydim. Bir akşam hep birlikte restorana rehbersiz gittik. Vietnamca anlamιyorduk. Restoranda canlι yιlanlar vardι ama hiçkimse istemedi. Yabancιlar için menüde sadece resimler vardι. Ama bu ne? Vietnam'da yemeklerdeki hiçbir eti tanιmιyorduk, sadece soslarι tanιyorduk. Himm, bu bizim için büyük bir problemdi. Kιz garson bir resim gösterdim ve kιza baktιm. Garson resme baktι ve problemimizi anladι. Utanarak iki parmakla burnuna itti. Bu nedir? Domuz sanιyorum. "oink oink?" soruyordum. Kιz gülerek neşeli bir şekilde başιnι eğdi. "oink, oink!" diye cevap verdi. Tamam, domuz istemiyordum. Bir daha sordum "mö?". Bana farklι bir fotoğraf gösterdi. İyice baktι. Bunu istiyordum. Çok nefisti.

resim 'küçük restaurant'

Yanιmdaki kιzιn adι Ulli. "Çubuk kullanamιyorum, bana kaşιk lazιm. Lütfen, yardιm eder misin." Ulli bana sordu dedi. Ona iyice hιrlιyordum. "Eee, sen kukla olma. Ama ben kukla olmak sende problem yok, değil mi?" dedim. Ulli sadece güldü ve benim gözüm dönmüştü. Tamam, zor değildi çünkü masanιn üstünde bir çay kaşιğι vardι. Onu gösterdim ve garsona elimle daha büyük işaret verdim. Biraz sonra bize bir kaşιk verdi. Önümüzde yaşlι bir adam oturuyordu ve hiçbir şey anlamadι. Önce garson Almanca anladι ve kιza "Gabel" dedi. Tabii garson adama anlamadι. Ama yaşlι adam sadece "Gabel" tekrarladι dedi ve yavaş yavaş sinirlendi. "G A B E L" bağιrdι. Kιz garson bize kocaman gözlere bakιyordu, "ne istiyor?" diye düşünüyordu. Üç parmağιmι uzatιp gibi yemek yiyordum. Çatal! Çatal! Anladιn mι? Kιz mutfağa gitti ve bir kaşιk ve bir çatal getirdi. Kιz garson, adamιn arkasιnda kuşkulu durdurdu. Ne istiyor? Adamιn hangi eline versin? Ulli'le ben sol gösterdik, çatal gösterdik. Adama çatal mutlu verdi. Sözsüz biz kadιnιz birlikte çalιştι ve adam anlamadι. Tipik: bazen adamlar çok cici ama sιk sιk çok geç anlιyorlar.

resim 'denize'

Üç hafta sonra Kamboya'da rehber birisiyle konuşuyorduk. Önce restaurandaki yemek berbattι. Mesela çok bozuk tavuk kemikleri vardι. Genellikle Almanlar bunu çok sevmiyor. Yemek soğuktu ve garsonlar pirinç unuttu. Bir akşam sonra rehbere dedik. Rehber bize sordu "Ama başka restauran iyi mi?". Başka iyi mi - anlamιyorduk. Yemekler kötü, servis kötü, hangisi iyiyi? Belki sandalyeler mi, masa mι yoksa duvar mι?

resim 'yemek'

Sonra rehber bize dedi. Hindiçin insanlarι için pirinç çok önemli ama sütlaç berbat ve patates salatasι çok tuhaf görünüyor. Patates salatasι neden bu kadar tuhaf? Biz anlamadιk! Bu yemekler bize gülmesin, göz kιrpmasιn ve bizi ιsιrmasιn. Bizce bazen Hindiçin yemekleri biraz tuhaftι. Patates salatasι zararsιz! Ama sonra rehber dedi "Almanya'da çok patates salatasι yedim. Ben patates salatasιnι çok seviyorum!" Evet, böyle anlaştιk!